Cu04192019

Son güncellemePrş, 11 May 2017 7pm

Back Ana Sayfa İlahi Kelam Nehcü’l-Belağa Nehc’ül- Belağa’da Hitâbenin Rolü -5

Nehcü’l-Belağa

Nehc’ül- Belağa’da Hitâbenin Rolü -5

Kendisinin hilafeti kabul edişi hususunda ise; “...ve Allah zâlimlerin çatlayasıya doyarken, mazlumların açlıktan kırılmasına (mani olması) hususunda âlimlerden söz almasaydı, hilafet devesinin yularını sırtına atar, sonunu ilkinin kasesiyle suvarırdım. Biliyorsunuz ki, sizin şu dünyanız benim nezdimde bir keçinin aksırığından daha değersizdir...”‌[6] buyurarak bu ümmetin alimi olarak gerçek değerleri ortaya koymakla yükümlü olduğunu beyan etmektedir.

Bir gün dahi olsa, âlim bir insan aç insanlardan gaflet etmemelidir. Âlim insan, işi gücü mal biriktirmek, şehvetlerini tatmin etmek, karnını tıka basa doldurmak ve refaha ulaşmak olan kimselerden de gafil olmamalıdır. Bu, âlimlerin Allah ile imzaladığı bir ahittir; ve bunu yapmadığı takdirde, kendisini çetin günler beklemektedir.

Evet âlim insan, âlemin derdiyle dertlenen insandır. Sadece bir gösterik namaz ve hutbeyle yetinen bir âlim, daha çok kitap ve kağıt için işe yarar, toplum için değil. İşte bu, Hz. Ali (a.s)’ın sözleridir. Bizim, toplumdaki yetersizlikleri dile getiren cesur ve tavizsiz âlimlere ihtiyacımız vardır; işi gücü sadece mutfakla lavabo arasında dolaşmaktan ibaret olan sığır sıfatlı ya da önlerine atılacak bir haram lokma için zalimlerin önünde kuyruk sallayan köpek sıfatlı alimlere değil.

Yine Hz. Ali (a.s) Cemel’de büyük bir velvele kopararak Müslümanların zihinlerini bulandıran bir gruba: “Onlar bozgunculuk ektiler, hile suyu ile suladılar, sonunda ise ölüm biçtiler.”‌ cevabını vererek susmalarını sağlamıştır.

Yine Basra halkına hitaben şöyle buyurmuştur: “Sizler bir kadının (Aişe’nin) ordusu oldunuz, bir hayvana (Aişe’nin devesine) uydunuz. (Deve) bağırınca icabet ettiniz, boğazlanınca ise kaçtınız, ahlâkınız kırıcı, ahdiniz ayrılık, dininiz nifak, suyunuz ise pek acı ve tatsızdır.”‌[7]

Hitâbenin heyecan verici güzelliklerinden söylemeye devam edelim. Hz. Ali (a.s) Muaviye’ye yazdığı mektupta şunları söylüyordu: “Orduma suyu kesme, onlar arasında yaşlı ve hasta olanlar var. Hepsinin de suya ihtiyacı vardır.”‌ Bunun üzerine Amr b. As, Muaviye’ye: “Ali bizden suyu kesmememizi istiyor.”‌ dediği zaman, Muaviye ona şu cevabı vermiştir: “Bu bizim zafer belgemizdir; Ali şuanda güçsüz düşmüştür.”‌ Amr b. As, “Ali hakkında böyle deme,”‌ dedi ise de bunu büyük bir fırsat bilen Muaviye suyu kesti. Bunun üzerine Ali (a.s) bir platform üzerine çıkarak ordusuna şöyle seslendi: “Onlar sizi savaş sofrasına davet etmekteler. O halde ya zilleti kabul ederek toplumda son sıralarda yer alın, ya da dudaklarınızı Fırat suyu ile ıslatmadan önce kılıçlarınızı bu soysuzların kanıyla sulayın. Bilin ki, ölüm zillet ile yaşamanızda, hayat ise kahramanlıkla ölmenizdedir. İzzet bayrağını göklerde dalgalandıran toprağa düşmüş erlere selâm olsun.”‌ [8]

[7] Nehc’ül- Belağa 13. hutbe

[8] - Nehc-ül Belaga/51.hutbe.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile