Cts10242020

Son güncellemePrş, 11 May 2017 7pm

Back Ana Sayfa Makaleler Hadis İnançları Düzeltirsek Fesatlar da Azalır

Hadis

İnançları Düzeltirsek Fesatlar da Azalır

Bazı günahlar ve ahlâkî fesatlar şüphesiz batıl ve kuruntuya dayalı inançlardan ortaya çıkmaktadır. Eğer biz inançları düzeltecek olursak, bu durumda en iyi sonuçları elde ederiz. Örneğin:

   1- Birtakım kimseler Kur"ân"ın yasaklamasına rağmen, kendi hayatları için tağutlara ve zalimlere dayanmaktadırlar, zalime kol ve kanat olmaktadırlar. Onların hedefi zalimler vasıtasıyla güç elde etmektir. Allah şöyle buyurmuştur: "Bütün güç ve kuvvet Allah"ındır."

   Eğer insan tüm kuvvetlerin Allah"a ait olduğuna inanacak olursa, kudret elde etmek için bunca riyakârlığa, gösterişe, yağcılığa ve ayıpları görmezlikten gelmeye duçar olmaz.

   Yüzlerce ve binlerce suç işleyen bir grubun, izzet elde etmekten başka bir hedefi yoktur. Onlar sermayenin, makamın ve Batı"ya bağlılığın, falan aileden bir kızla evlenmenin, falan işle uğraşmanın ve düzenli şeylerin insan için izzet kaynağı olduğunu sanmaktadırlar. Onlar tıpkı Nuh"un oğluna benzemektedirler; Nuh"un oğlu kâfirlerin boğulma tehlikesi karşısında babasına şöyle demişti: "Ben boğulmamak için dağa sığınırım."

   Oysa ilâhî kahır günü dağın bile kurtulamayacağından gaflet etmişti. Eğer bu insanlar, Kur"ân"ın, bütün izzetin Allah"tan olduğunu beyan ettiğini bilecek olurlarsa,[1] insanların izzetinin artmasının ve eksilmesinin sadece Allah"ın elinde olduğunu, başkasının elinde olmadığını idrak edecek olurlarsa, kendilerini bu kadar zahmete sokmazlar. Kur"ân da onları kınayarak şöyle demektedir: İzzeti başkalarından mı istiyorsunuz?!

   Evet kudret ve izzetin sadece Allah"ın elinde olduğuna inanmak, bizi birçok günahları işlemekten alıkoyacaktır.

Fesadın Köklerini Kurutalım

   Kur"ân şöyle buyurmuştur: "Kötü zanda bulunmayınız ve araştırmayınız."[2] Zira kötü zan ve insanların ayıplarını araştırmak da gıybetin kaynağı durumundadır.

   Zihinsel günahları önlemek için de Kur"ân kötü bakışları sakındırmıştır. Hz. İsa"nın (a.s) dediği gibi bakış, ilginin ve fesada sürüklenmenin kaynağıdır.[3] Eğer Kur"ân kadınları ayaklarını yere vurmaktan,[4] işveli ve tahrik edici bir şekilde konuşmaktan[5] sakındırmışsa bu günahların kaynağını kurutmak içindir.

   Evde veya işyerinde namahrem ile yalnız kalmak, birbirine bakan evler yapmak, damların üstünü korumaya al-mamak, evinde, büyük kızları olan kimselerin, evini oğlu olanlara kiraya vermesi, zarar görebilecek kimseleri haddinden fazla serbest bırakmak, video filmleri vermek, kız ve erkeklerin parklarda, otobüslerde ve üniversitelerde rahat bir şekilde irtibata geçmesine izin vermek, aynı zamana rastlamayacak şekilde, kız ve erkeklerin okullarının giriş ve çıkışlarını belli bir zamanlamaya tâbi tutmamak ve benzeri şeyler de günaha sebep olan nedenlerdir.

   Burada kadın veya erkeği birbirinden ayırmak meselesi, onları aşağılamak anlamında değildir. Bir tür sağlıklı kılma meselesidir. Kız ve erkeğin üniversitelerde ayrı tutulmasının fikrî ve ilmî gelişime daha fazla yardımcı olduğunu bilmeyen kim var?!

   İslâm"ın ve İslâm Devrimi"nin ispat ettiği gibi kadının toplumsal, ilmî ve siyasî sahnelerdeki mevcudiyetinin Batı"daki başıboşlukla hiçbir ilgisi yoktur. Kadın kamil bir varlık olup bütün kemallerde erkekle aynı seviyede hareket etmektedir ve toplumun gelişiminde milletlerin kaderinde erkekle aynı role sahiptir. Hatta terbiye ve sanat meselelerinde erkekten daha öndedir. İslâm tarihinde birtakım kadınlar, çeşitli bereketlerin kaynağı olmuştur. Onlardan biri de Zürare"nin kız kardeşidir. Önce Şia oldu ve sonra da kardeşi Zürare"yi Şia etti. İmam Cafer Sadık (a.s) zamanından İmam Mehdi (a.s) zamanına kadar Zürare"nin soyundan sürekli Şiî fakihler çıkmıştır.

   Bir Örnek

   Hz. Ali"ye (a.s), "Resulullah (s.a.a) kadınlara selam verdiği hâlde sen neden selam vermiyorsun?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Resul-i Ekrem (s.a.a) benden otuz yaş büyük idi; ama ben gencim. Bazı kadınların vereceği cevabın bende kötü etki bırakmasından endişeleniyorum."[6]

   İmam Muhammed Bâkır (a.s) bir kadına Kur"ân öğretirken bir ara şaka yapan bir kişiye şöyle buyurmuştur: "Bu Kur"ân eğitimini bırak."

   Açıktır ki fesadın kökleriyle mücadele etmek, sadece cinsel günahlara mahsus değildir. Siyasî konularda da köklere inmek gerekir. Kur"ân şöyle buyurmuştur: "Firavun"a git! Şüphesiz o tuğyan etmiştir."[7] İnsanlar, babalarından daha fazla yöneticilere benzerler.[8] Devletleri ıslâh etmek için önce devlet adamlarını ıslâh etmek gerekir. Yeni nesli ıslâh etmek için de aileyi ıslâh etmek gerekir.

Bir hadiste şöyle buyurmaktadır: "Eğer fakihler ve emirler ıslâh olurlarsa, toplum da ıslâh olur."

Bir başka hadiste ise şöyle okumaktayız: "Eğer sultan değişecek olursa, tarih ve zaman da değişir."[9]

Bir sistemi ıslâh etmek, sorumlularını ve müdürlerini ıslâh etmekle mümkündür. Kur"ân şöyle buyurmuştur:

"Küfrün önderleriyle savaşınız."[10]

   Bir Örnek

   Hz. Ali"ye (a.s), "Siz Sıffin Savaşı"ndan kaçanlara saldırdınız. Oysa Cemel Savaşı"nda kaçanlara saldırmadınız. Bunun sebebi nedir?" diye sorduklarında şöyle buyurdu:

"Sıffin"de kaçan muhalifler, kaçtıktan sonra önderleri Muaviye"nin etrafına toplanıp yeni bir güç elde etmekteydiler. Ama Cemel Savaşı"nda liderleri ortadan kalkınca, kaçanların bir sığınağı yoktu; ben onları işte bu yüzden serbest bıraktım."

   Evet, güçler, kudretler, askerî ve iktisadî siyasetler bir yere toplandığı için marufu emretme ve münkerden sakındırma hususunda da o merkezlerin ve kaynakların üzerine gitmek gerekir.

-------------------------------------------------------------

[1]- "Şüphesiz izzet tümüyle Allah"a aittir." (Nisâ, 139)

[2]- "Şüphesiz bazı zanlar günahtır, araştırmayınız ve birbirinizin gıybetini etmeyiniz." (Hucurât, 112)

[3]- "Şüphesiz gözünü koruduğun müddetçe tenasül organın zina etmez." (Mizan"ul-Hikme, c.4, s.242)

[4]- "Ayaklarıyla yere vurmasınlar." (Nûr, 31)

[5]- "Edalı konuşmayın, yoksa, kalbi bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder." (Ahzâb, 32)

[6]- Mehaccet"ül-Beyza, c.3, s.385

[7]- Tâhâ, 29

[8]- Kudek, Felsefi, c.1, s.468

[9]- Bihar"ul-Envar, c.72, s.336

[10]- Tevbe, 12.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile