Sakife Çatısı Altında Sakife Hadisesi

Gerçek şudur ki Allah Resulünden sonra (s.a.a) toplumun rehberliği ve Ebubekir’in halife olmasıyla alakalı gerçekleşen olaylar o zamanda Medine’de var olan particilik dikkate alınmaksızın doğru dürüst anlaşılmayacaktır. Ensar, Mekke’nin fethi cereyanından bu tarafa, Allah Resulünün (s.a.a) vefatından sonraki sorunları düşünen ve geleceğin kaygısını taşıyan gruplardan birisiydi.

Keza Ensar Gadir olayında İmam Ali’ye yaptıkları biati dikkate almayan Kureyş’in tasallutundan korkan ve hatta Ali’nin (a.s) başarılı olması ihtimalini zayıf gören bir grup olup Sakife’de yer almıştı. Ensar’ın elebaşlarından Hubab b. Münzir, Sakife’de Ensar’ı Kureyş’ten üstün bilen bir konuşmasında şöyle diyor: İslam’ı başarıya ulaştıran Ensar’ın kılıçlarıydı. Yine Ensar’a hitaben şöyle diyor: Muhacirleri işaret ederek, bunlar sizin barındırdığınız ve sizin gölgeniz altındaki kimseler olup size muhalefet etme cüretleri yoktur.[1]Hubab b. Münzir’in konuşmalarından Ensar’ı ölçüsüz davranmaya zorlayan şeyin, onların korku eşliğinde Kureyş’le rekabet etme girişimleri olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan Allah Resulünün (s.a.a) vefatından iki hafta önce şüpheli işlerle meşgul olan Muhacir’den birkaç kişi Sakife’de toplanıldığını işitince çabucak oraya giderek Ensar’la tartışmaya girişmiştir. Ensar’la Muhacirler arasındaki konuşmaları ikinci halife daha sonraları Medine hutbesinde dile getirmiştir. İkinci halife hilafet yıllarının birisinde Mekke’deydi. Birisinin şöyle dediğini işitti: Ebubekir’e biat olupbittiye getirildi. Eğer falan şahıs (Ömer) ölürse Ali’yi halife yapacağız. Ömer bu söze çok sinirlendi ve bu konu hakkında halkla konuşmak istedi. Abdurrahman b. Avf Ömer’e şöyle dedi: Şimdi Arap kabilelerinin tamamının toplandığı bir şehirdesin. Bu konuda konuşman durumunda, sözlerin şehirlerin tamamına yayılacaktır. Ömer Medine’ye geldiği zaman minbere çıkıp şöyle dedi: Birilerinin Ebubekir’in olupbittiye getirilerek halife olduğunu söylediği kulağıma geldi. Yemin olsun ki böyle oldu, ancak Allah bu meselenin şerrinden sizi koruyup hayrını size ulaştırdı. Allah Resulünün (s.a.a) rıhletinden sonra Ensar’ın Sa’d b. Ubade’yle birlikte Beni Saide’nin yanında toplandığı haberini aldım. Ben, Ebubekir ve Ebu Ubeyde oraya doğru gittik. Yolda Ensar’dan iki kişiyi gördüm.

●●●

  Bize şöyle dediler: Onlar sizin görüşünüzle çelişen bir şey yapmayacaklardır, ancak biz gitmekte kararlıydık. Orada Ensar’ın hatibi şöyle dedi: Biz Ensarlar İslam’ın sapasağlam ordularıyız ve siz Ey Kureyş! Siz de bizdensiniz ve bizim aramızda azınlıkta kalan bir grupsunuz. Ben konuşmak istedim, ancak Ebubekir beni engelledi ve kendisi şöyle dedi: Siz Ensar’ın dediği doğrudur, ne var ki Arap bu işi bizim dışımızda kimseye layık görmez. Kureyş nesep ve asillik açısından Arap’ın en üstünüdür. Ben, Ömer veya Ebu Ubeyde’ye (toplulukta yer alan yegane muhacirdi) biat etmenizi öneriyorum. Ensar hatibi tekrar itiraz ederek şöyle dedi: Bir emir sizden ve bir emir bizden olsun.[2] Ömer şöyle diyor: Ben cevap verdim: Bir kılıfta iki kılıç yer almayacaktır. Ondan sonra Ebubekir’in elini tutup biat ettim. Ömer sözlerini şöyle sürdürüyor: Ondan sonra Muhacir ve Ensar, Ebubekir’e biat etti. (Elbette o toplulukta yer alan Muhacirlerin sayısı üçten fazla değildi) Biz, başkasına biat ederler ve biz de ona biat etmek zorunda kalırız veya muhalefet ederek fesada düşeriz diye o topluluktan ayrılmaya korktuk. Elbette Ebubekir’e biat bir anlıktı. Sizin aranızda Ebubekir gibi bir şahıs yoktur. Dolayısıyla Müslümanların meşvereti olmaksızın birisine biat eden kimsenin biat ettiği şahıs itaat edilmekten yoksundur ve böyle bir iş her iki tarafı da ölümün eşiğine sürükler.[3] Halife bu konuşmasında Sakife olayının sadece bir kısmını anlatmaktadır, ancak bu kadarı bile hakikatin bir kısmını açıklamaktadır. Ebubekir Cevheri, Es-Sakife kitabında çeşitli kanallardan naklederek Sakife hadisesini ayrıntılarıyla birlikte anlatmıştır.[4] Başka tarihçiler de az çok bu hadiseye yer vermişlerdir. İbn-i A’sem şöyle yazıyor: Muhacirler Sakife’ye gelmeden önce Ensar arasında pek çok tartışma gerçekleşti. Ensardan birisi şöyle dedi: Kureyş’in dikkate alacağı ve Ensar’ın da güvencede olacağı birisini seçiniz. Birileri Sa’d b. Ubade’yi önerdi. Evs kabilesinin büyüğünden olan Useyd b. Huzeyr bu söze muhalefet ederek şöyle dedi: Hilafetin Kureyş’te kalması gerekir. Başkaları Useyd b. Huzeyr’e muhalefet etti ve Beşir b. Sa’d Hazreci de– Sa’d b. Ubade’nin rakibi – Kureyş’i savundu. Uveym b. Saide şöyle dedi: Hilafet Peygamberin (s.a.a) Ehlibeyt’i dışında kimsenin olmayacaktır. Allah’ın karar kıldığını sizler de karar kılınız.[5] İbn-i A’sem’in sözleri Ensar içindeki tezat ve içsel rekabeti ortaya koymaktadır.

●●●

  Hilafetin, Peygamberin (s.a.a) Ehlibeyt’inin (a.s) hakkı olduğu sözü ise Sakife’de İmam Ali’yi (a.s) düşünen birilerinin varlığından haber vermektedir. Evs kabilesinden Useyd b. Huzeyr ve Sa’d b. Ubade’nin amcaoğlu Buşeyr b. Sade Sakife’de yer alıp Ebubekir’e biat eden ilk Ensarlardandı. Daha sonra Ensar’ın Kureyş sultasından razı olmadıklarını biliyoruz. Zübeyr b. Bukkar naklediyor: İlk biat eden Buşeyr b. Sa’d Hazreciydi. Hazreçliler şöyle diyorlardı: İlk biat eden Useyd b. Huzeyr’dir.[6] Ebubekir için böylesi bir rekabet meşhurdu, zira Sakife’de Useyd b. Huzeyr şöyle demişti: Hazreçliler bu işte tasallutu ele geçirirlerse Evsliler bu işin peşini bırakmayacaktır ve Evsliler tasallutu ele geçirirlerse Hazreçliler bu işin peşini bırakmayacaktır ve böyle olması durumunda ise onlar arasında sürekli öldürmeler devam edecektir.[7] Yakubi’nin bildirdiğine göre Abdurrahman b. Avf da Sakife’deydi. Bu söz doğru değildir, zira Yakubi’nin istinat ettiği şahıs, o günün bir sonrası günü mescitte Ensar’a hitaben şöyle diyor: Sizin fazilet ehli olduğunuz doğrudur, ancak sizin aranızda Ebubekir, Ömer ve Ali gibi şahıslar yoktur. Bu esnada Münzir b. Erkam ayağa kalkarak şöyle dedi: Biz sizin isimlerini zikrettiğiniz şahıslar gibi faziletli fertlerimizin olmadığını inkar etmiyorum. Sizin isimlerini zikrettiğiniz fertler arasında bu işe talip olacak birisi olması durumunda (Ali’yi –as- kastediyor) tartışma olmayacaktır. Bu sözün akabinde Buşeyr b. Sa’d ve Useyd b. Huzeyr ayağa kalkıp biat etti ve onların ardından da başkaları biat etti öyle ki Sa’d b. Ubade az kalsın ayaklar altında ezilecekti.[8] Bu esnada Bera b. Azib, Beni Haşim’in kapısına gelerek Ebubekir’e biat edildiğini söyledi. Beni Haşim şöyle dedi: Müslümanlar bizim yokluğumuzda böyle bir iş yapmazlar, zira Muhammed’e (s.a.a) bizden yakın kimse yoktur! Abbas Allah’a yemin ederek bu iş böyle oldu dedi. Yakubi şunları ekliyor: Muhacir ve Ensar’ın Ali (a.s) hakkında hiçbir şek ve şüpheleri yoktu.[9]Taberi ve İbn-i Esir de Ensar’ın veya Ensar’dan bir grubun Sakife’de şöyle dediğini naklediyor: Biz Ali (a.s) dışında kimseye biat etmeyeceğiz.[10] İbn-i Kuteybe’nin rivayeti esasınca Hubab b. Münzer Ensar’ın biat ettiğini gördükten sonra elini kılıcına attı, ancak kılıcını elinden aldılar. Münzer, Ensar’a hitaben şöyle dedi: Ensar çocuklarının bir lokma ekmek ve bir bardak su dilenmek için Kureyş’in kapısına gideceği günü beklesinler.[11]

●●●

   Tarihçilerin tamamının hatırlattığı nokta şudur: Ebubekir ve Ömer’in sundukları en önemli delil, Peygambere (s.a.a) yakınlık ve Ebubekir’in yaşıydı. Her ne kadar bazı nakiller esasınca Ebubekir’in faziletine işaret edilmiştir. Onlar Ensar’a hitaben: Arap Kureyş’in gölgesi altından başka bir yere gitmeyecektir[12] diyor ve tekit ediyorlardı: Arap, nübüvvet ve hilafetin bir soydan olmasını kabul etmeyecektir.[13] Ebubekir Sakife’de şöyle dedi: Biz Kureyş’teniz ve imamların da bizim aramızdan çıkması gerekir.[14] Daha sonra Ali (a.s) Ebubekir ve Ömer’e Allah Resulüne (s.a.a) bizden daha yakın kimse yokken nasıl siz daha yakın olduğunuzu iddia ediyorsunuz? Diye itiraz ettiği zaman Ömer şöyle diyor: Arap nübüvvet ve hilafetin bir aileden olmasını istemiyor![15] Nübüvvet sizdendi, izin verin hilafet başka kabileden olsun! Sakife’de Ali’nin (a.s) saf dışı edilmesinden sonra kabileler arası rekabetlerin başlayıp o zamanın Medine’sinde çok az bir nüfuza sahip olmasına karşın Kureyş’in üstünlüğüne istinat edildiği ve Ensar içinde yaşanan inatlaşmalar ve sonuç itibariyle Kureyş’in hilafeti ele geçirdiğinde hiçbir şüphe yoktur. Ebubekir’in yaşının dikkate alınıp yaşlılığın ölçü kabul edilmesi muvafık grup açısından belirleyiciydi. Halbuki İmam Ali (a.s) gençti. Biat haberi Salman’a ulaşınca şöyle dedi: En yaşlısını seçtiniz, ancak Peygamberinizin (s.a.a) Ehlibeyt’i hakkında yanıldınız. Eğer onlara biat etseydiniz sizden iki kişi bile ihtilafa düşmezdi.[16] Bilinmesi gerekir ki Sakife’de halifenin seçilmesi ve halifede aranan şartlar konusunda hiç kimse doyurucu bir söze işaret etmemiştir. Elbette daha sonraları Ebubekir’in hilafetinin ispatı konusunda rivayetler uydurulmuştur.[17] Söz konusu rivayetlere göre Peygamber (s.a.a) Ebubekir’i seçmekle kalmamış, ondan sonraki halifeleri bile tayin etmiştir ki belirlenen bu şahısların hilafete geçirilmesi gerekir.[18]Ancak burada önemli olan Sakife hadisesindeki konuşma metinleri ve öne çıkan olaylardır. Ensar hükümeti kendi hakkı biliyordu. Muhacirler Ebubekir, Ömer ve Ebu Ubeyde – Sakife’ye gidip hilafetin Kureyş’in hakkı olduğunu söylüyordu. Ne var ki onlar “İmam Kureyş’tendir” hadisine istinat etmeksizin Arap’ın Kureyş dışında kimsenin gölgesi altına gitmeyeceğini ibraz ediyordu.

●●●

   Bu arada Zübeyr ve Talha gibi[19] ashabın büyüklerinden bir grup hilafetin Ebubekir’in hakkı olmadığına inanıyordu. Bunların tamamı göz önünde bulundurulduğu zaman Sakife’de Ebubekir’in seçilmesi konusunda kabilecilik ölçüleri, Kureyş’in üstünlüğü ve Allah Resulüne (s.a.a) yakınlığı dışında hiç bir şey söz konusu edilmemiştir. Özellikle bilinmesi gerekir ki hiçbir şart gözetilmeksizin Kureyş’in hilafeti kabul edilmemiştir öyle ki Ömer, Kureyş’ten olmamasına rağmen kendisinden sonra eğer yaşasaydı Huzeyfe b. Yeman’ı seçeceğini söylemiştir.[20] Bazıları Kureyş şartının üçüncü asırda Ehlisünnetin siyasi fıkhında konu edildiğini ileri sürmüştür.[21] Sakife’de bir halifenin ölçüleri unvanında konu edilen şey Kureyş’ten olunması ve Ebubekir’in yaşına işaret edilmesiydi. Gerçekte birinci halifeyi halifeliğe ulaştıran tek şey Dr. Hayrettin’in iddia ettiği cahiliyet ölçüleriyle İslam’ın karışımı[22] değil, siyasi tartışmaların eşliğindeki cahiliyet ölçülerinden ibaretti. Ebubekir’e göre Kureyş’li olmanın ve Kureyş’li olmanın şerafetinin özel itibarının olduğunun varlığına işaret eden başka emareler de vardır. İbn-i Askeri şöyle diyor: Ebu Süfyan’ın İslam’a girmesinden sonra Bilal, Suheyb-i Rumi ve Salman Ebu Süfyan’a serzeniş ediyorlardı. Ebubekir onlara şöyle çıkıştı: Kureyş’in büyüğü ve efendisine böyle mi davranıyorsunuz? Onlar Ebubekir’in bu sözünü Peygambere (s.a.a) ulaştırdılar ve Peygamber (s.a.a) onları sinirlendirdiği için Ebubekir’e özür dilemesini emretti.[23] Sakife’de biatın bitmesinden sonra onlar Sakife’den ayrıldılar. Bera b. Azib’in nakli esasınca sokaklara doğru hareket ettiler ve gördükleri herkesin elini tutarak, isteyip istememelerine bakmaksızın Ebubekir’in eline sürdüler. Bera şöyle devam ediyor: İşte ben o zaman Beni Haşim’in evine giderek olayı haber verdim.[24] Bu grubun Ebubekir için biat alması dikkate alındığında İbn-i Şeybe’nin nakli esasınca o hadde ulaşmıştı ki onlar Peygamberin (s.a.a) tedfininden sonra dönmüşlerdi.[25] Biat işi bittikten sonra Ömer ayağa kalktı ve Peygamberin (s.a.a) vefatının bir gün öncesi ve onun en son sahabesinin ölümü hakkında konuşma yaptı. Gerçekte Ömer Peygamberin (s.a.a) mehdiliğini iddia etmişti ki bundan dolayı özür diledi. Ömer şöyle dedi: Peygamber ölmeyeceğini ve işleri Salman’a bırakmayı düşünüyordu, ancak bu gün Kur’an’ın onların arasında olduğuna tanıktır ve sahabesinin en iyisine de biat edilmiştir.[26] Bu kıssa Ömer’in kararlaştırdığı şahsı seçeceğini ve bu işten sonra hiçbir sorunun kalmayacağını ortaya koymaktadır. Bu esnada bazıları muhalefet ederek ayağa kalktılar ve İmam Ali (a.s) ve Abbas gibi Beni Haşim’den iki seçkin şahsiyetin varlığı yanında Zübeyr b. Avam, Halit b. Said, Miktat b. Amr, Ebu Zer, Ammar, Bera b. Azib ve Übey b. Ka’b gibi şahısları da ileri sürerek itirazlarını dile getirdiler.[27]

●●●

   Ebubekir taraftarları Ebi Übey b. Ka’b’ın evine gittiler, ancak o, evinin kapısını açmaya yanaşmadı.[28]Bu hadisenin asli rolünü üstlenen şahıslar Ebu Ubeyde-i Cerrah, Muğeyre b. Şu’be ve Halid b. Velid’ti. Ömer olanca şiddet ve ciddiyetiyle biat almak için Ali’nin (a.s) kapısına geldiği zaman Ali (a.s) ona şöyle buyurdu: Bu gün senin Ebubekir’in emirliğine olan hırsın yarın bu işi kendi eline almak istemenden başka bir şey değildir.[29] Ali’nin (a.s) evinde toplanan şahıslar Ömer ve Ömer taraftarlarının şiddetli davranışlarıyla karşılaştılar. Ömer, Zübeyr’in kılıcını alıp kırdı ve evdekileri, evi yakmakla tehdit etti. Hz. Fatıma’nın (s.a) evinde toplanan kimseler ve zorla evin içine giren şahısların isimleri için şu kaynaklara müracaat ediniz.[30] İbn-i Abdirabbih’in bildirdiğine göre Ömer elindeki meşaleyle evi yakmakla tehdit etti. Hz. Fatıma (s.a) gerçekten de böyle bir kastın var mı? diye sorduğu zaman şöyle dedi: Buradakiler ümmetin kabul ettiğini kabul etmezse, evet![31]Ömer’in içindekilerle birlikte evi yakmakla tehdit etmesinin ardından Hz. Fatıma (s.a) evde toplananların dağılmasını istedi, zira Ömer evi yakacaktı![32] Gerçekte yakma tehdidiyle alınan biat daha sonraları bazı halifelerin izlediği tutum haline geldi (Abdullah b. Zübeyr’in Beni Haşim’e yaptığı örneğinde olduğu gibi).[33] Elbette Kureyş zor kullanmanın yanında müzakereden de istifade etmiştir. Onlar Muğeyre’yle meşveret ettikten sonra kendi üzerlerindeki zorluğu azaltmak amacıyla Abbas ve Abbas hanedanını bu işe ortak yapmak için Abbas’ın evine gittiler. Zira Abbas, Peygamberin (s.a.a) amcasıydı. Ne var ki Abbas onların davetini kabul etmedi.[34] Emirü’l Müminin (a.s) ve Hz. Fatıma (s.a) hilafetin Ebubekir’den alınıp ehline iade edilmesi için ne kadar çaba gösterdiyseler de bir faydası olmamıştır. Bu doğrultuda gösterilen çaba ve gayretleri Ebubekir Cevheri ve başkaları zikretmiştir.[35] Peygamberin (s.a.a) Hz. Fatıma’ya (s.a) Fedek’i miras bırakmasına rağmen hakkının gasp edilmesi[36] ve imamet hadisesi hasebiyle Hz. Fatıma’nın (s.a) Ebubekir ve Ömer’den razı olmaksızın ve onlara küskün olarak dünyadan gittiğinde hiçbir şüphe yoktur.[37] Zuheri şöyle diyor: İmam Ali (a.s) Fatıma’yı (s.a) gece defnetti ve Ebubekir’e haber vermedi.[38]İmam Ali (a.s) ise mürtet ve kafirlerin karşısında İslam ümmetinin birliğinin korunması delilince biat etmiştir.[39]Öyle ki hilafetin Beni Teym kabilesinde kalmasına izin vermemesini isteyen Ebu Süfyan’ın sözünün mukabilinde İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: Sen daima İslam ve Müslümanların düşmanıydın.[40] Ne var ki İmam Ali’nin (a.s) Hz. Fatıma’nın (s.a) vefatı sonrasına kadar biat etmediğinde hiçbir şüphe yoktur.[41] Medaini’nin nakline göre mürtetlerle savaş başladığı zaman Osman Ali’nin (a.s) yanına gelerek şöyle dedi: Sen biat etmediğin sürece kimse bu savaşa gitmeyecektir. Osman, İmam Ali’nin (a.s) Ebubekir’in yanına gelip ona biat etmesi için ısrar etmiş ve Ali (a.s) biat etmiş ve Müslümanlar sevinmiştir.[42]

●●●

  Mesudi şöyle diyor: Fatıma (s.a) Peygamberin (s.a.a) rıhletinden sonra onun kabri başına gelerek şu şiiri okumuştur: قد كان بعدك أنباء و هَينْمه لو كنْتَ شاهدَتها لم تكثُرِ الخُطَب[43] Hz. Fatıma’nın hilafete muhalefet etmesinin son derece önemli bir mesele olduğunda hiçbir kuşku yoktur. Ebubekir, Hz. Fatıma’yla (s.a) barışmak için pek çok çaba sarf etmiş, ancak o razı olmamış ve bu hadise Ebubekir’in ömrünün sonlarına doğru Fatıma’yı (s.a) rahatsız ettiği ve onun evine saldırdığı için pişman olmasına sebep olmuştur. Ebubekir’in ömrünün sonlarında söylediği: “Keşke biat için Fatıma’nın evine adam göndermeseydim” sözünü Ehlisünnet tarihçilerinin pek çoğu nakletmiştir.[44] Ebubekir’in muhaliflerinden bir diğeri Sa’d b. Ubade’ydi.[45] Sa’d b. Ubade Ebubekir’e biat etmeden Şam’a gitmiş ve nakledildiğine göre ikinci halife zamanında Şam’da öldürülmüştür. Tarihi kaynaklardaki yaygın anlayışa göre Sa’d’ı cinler öldürmüştür ve iki beyit şiir de bu konuda yazılmıştır. Ne var ki hakikat Belazuri ve İbn-i Abdurrabbih’in zikrettiği şekildedir, yani Ömer birisini Şam’a gidip ondan biat alması için görevlendirmiş ve biat etmeyi kabul etmemesi durumunda onu öldürmesini emretmiş ve görevli de öyle yapmıştır.[46] Ebubekir’in Ömer’in siyasetinden farkı şuydu: Ömer zorla biat alınacağına inanıyor, ancak Ebubekir bunu kabul etmesi yanında zorla biat alınmasının maslahat olmadığını düşünüyordu. Bu konuda izlenen iki tür siyaseti Ebubekir ve Ömer’e nispet vermişlerdir. Ömer’e göre herkesten zorla biat alınmalıdır. Ebubekir’in okuduğu hutbelerin birisinde şöyle dediği nakledilmiştir: Ben biat konusunda Ali’yi zorlamıyor ve tehdit etmiyorum. Ali bu konuda serbesttir.[47] Sakife-i Beni Saide Şurası Peygamber Ekrem (s.a.a) vefat ettiğinde Medine’de Muhacirler ve Ensar olmak üzere iki asli grup vardı. Ensar, Mekke’nin fethi cereyanından bu tarafa Allah Resulünün (s.a.a) vefatından sonraki sorunları düşünen ve geleceğin kaygısını taşıyan gruplardan birisiydi. Keza Ensar Gadir olayında İmam Ali’ye yaptıkları biati dikkate almayan Kureyş’in tasallutundan korkan ve hatta Ali’nin (a.s) başarılı olması ihtimalini zayıf gören bir grup olup Sakife’de yer almıştı. Ensar’ın elebaşlarından Hubab b. Münzir, Sakife’de Ensar’ı Kureyş’ten üstün bilen bir konuşmasında şöyle diyor: İslam’ı başarıya ulaştıran Ensar’ın kılıçlarıydı. Yine Ensar’a hitaben şöyle diyor: Muhacirleri işaret ederek bunlar sizin barındırdığınız ve sizin gölgeniz altındaki kimseler olup sizinle muhalefet etme cüretleri yoktur.

●●●

   Diğer taraftan Allah Resulünün (s.a.a) vefatından iki hafta önce şüpheli işlerle meşgul olan Muhacir’den birkaç kişi Sakife’de toplanıldığını işitince çabucak oraya giderek Ensar’la tartışmaya girişmiştir. Söz konusu bu şahıslar Ebubekir, Ömer ve Ebu Ebeyde-i Cerrah’tan ibarettir. Muhacirler Sakife’ye gelmeden önce Ensar arasında pek çok tartışma gerçekleşti. Ensardan birisi şöyle dedi: Kureyş’in dikkate alacağı ve Ensar’ın da güvencede olacağı birisini seçiniz. Birileri Sa’d b. Ubade’yi önerdi. Evs kabilesinin büyüğünden olan Useyd b. Huzeyr bu söze muhalefet ederek şöyle dedi: Hilafetin Kureyş’te kalması gerekir. Başkaları Useyd b. Huzeyr’e muhalefet etti ve Beşir b. Sa’d Hazreci de– Sa’d b. Ubade’nin rakibi – Kureyş’i savundu. Uveym b. Saide şöyle dedi: Hilafet Peygamberin (s.a.a) Ehlibeyt’i dışında kimsenin olmayacaktır. Allah’ın karar kıldığını sizler de karar kılınız. Bu konuşmalar Ensar içindeki tezat ve rekabetlerin göstergesidir. Dikkat edilmesi gerekir ki Ensar’ın ezici çoğunluğu Evs ve Hazreç kabilesindendi ve bu iki kabile İslam’dan önce birbirlerinin azılı düşmanlarıydı. Şimdi ise bu düşmanlık uyanmak üzeredir. Muhacirlerden Ömer, Ebubekir ve Ebu Ubeyde çabucak Ensar’ın yanına gitti. Ebubekir Ensar’ın konuşmasını dinledikten sonra şöyle dedi: Siz Ensarlar kendiniz hakkınızda söyledikleriniz elbette doğrudur ve sizler İslam’ın sapasağlam ordususunuz, ancak Arap hilafeti Kureyş’in dışında birisinin üstlenmesini istemez. Nesep, asalet ve aile bakımından Arap’ın en üstünü Kureyş’tir. Ebubekir Ensar’ın geçmişe dayanak köklü ihtilaflarını hatırlatarak konuşmasına şöyle devam etti: Hazreçliler hilafete ulaşırlarsa, Evs kabilesi işin peşini bırakmayacak ve Evsliler hilafeti ele geçirirlerse Hazreçliler bu işi onlara bırakmayacaklar; her iki kabile arasında sürekli öldürmeler devam edecektir. Ben, Ömer veya Ebu Ubeyde’ye (topluluk içinde yer alan yegane Muhacirlerdi) biat etmenizi öneririm. Ensar itiraz ederek bir emir bizden ve bir emir sizden olsun dedi. Ömer Ensar’ın bu sözüne itiraz ederek bir kılıfta iki kılıç yer almaz diyerek Ebubekir’in elini tutup biat etti. Sakife’de Ebubekir’e biat eden ilk Ensarlılar Üseyd b Huzeyr ve Buşeyr b. Sa’d’dı. Onlardan sonra Ensar’ın çoğu da biat etti. Ensar’dan Sa’d b. Ubade ve birkaç kişi sinirli ve rahatsız olarak ayrıldı. Biat alınması bittikten sonra Sakife’yi terk ettiler ve sokaklara yöneldiler. Sokakta gördükleri herkesi, bu işe razı olup olmadıklarına bakmaksızın Ebubekir’in eline sürttüler!! Çıkartılması Gereken Noktalar Dikkat edilmesi gerekir ki Sakife’de İmam Ali’nin bir kenara bırakılmasından sonra kabileler arası rekabet başladı ve doğal olarak kabilelerin en iyisi, her ne kadar Medine’de sınırlı bir nüfuza sahip olsa da Kureyş kabilesiydi. Ebubekir ve Ömer’in Sakife’de ileri sürdüğü en önemli delili Peygambere (s.a.a) yakınlık ve Ebubekir’in yaşıydı. Bunun yanında Kureyş’in üstünlüğü ve Arap’ın Kureyş dışında başka kabilenin gölgesi altına girmeyeceği de sundukları başka bir delildi. Onlar nübüvvetin bir kabileden ve hilafetin de başka bir kabileden olması konusunda tekit ediyordu.

Kullanılmış kitaplar:

[1] -El-İmame ve’s Siyase, c. 1, s. 24-25.

[2] -Hubab b. Münzir şöyle diyor: Ne Muhacirler Ensar’ın sultası altına girer ve ne de Ensar Muhacirlerin sultasını kabul eder, bkz: Mesailü’l İmameti, s. 13.

[3] -El-Musannef, İbn-i Ebi Şeybe, c. 7, s. 431; El-Musannef, Abdürrezzak, c. 5, s. 442-445; Tabakatü’l Kübra, c. 3, s. 344 ve 616; Tarihi Taberi, c. 3, s. 204-206; Ensabu’l Eşraf, c. 1, s. 581.

[4] -Bu kitap kaybolmuştur, ancak büyük bir kısmını İbn-i Ebi’l Hadid Şerh-i Nehcü’l Belaga kitabında getirmiştir. Bu nakillerin tamamını Üstat Muhammed Hadi Emini Es-Sakife ve Fedek unvanında müstakil bir kitapta toplamış ve yayınlamıştır.

[5] -El-Futuh, c. 1, s. 3-4; Kitabu’r-Ridde, Vakıdi, s. 32-33.

[6] -El-Muvavakat, s. 578; Şerhu Nehcü’l Belaga, İbn-i Ebi’l Hadid, c. 2, s. 272. Hubab b. Münzir Sakife’de Beşir b. Sa’d’a şöyle dedi: Sen Sa’d b. Ubade’ye hasedinden dolayı Ebu Bekr’e biat ettin (Kitabu’r Ridde, s. 42). Useyd b. Huzeyr öldüğü zaman onun divanının tamamını elden geçirdi, El-Faiku fi Garibi’l Hadis, c. 1, s. 108. Hubab b. Münzir Sakife’de bu iki şahsı yeren şiirler okumuştur, Kitabu’r Ridde, s. 38.

[7] -Nesrü’d Dürr, c. 2, s. 14; El-Beyan ve’t Tebyin, c. 3, s. 298; El-İmametü ve’s Siyasetü, c. 1, s. 27; Mesailü’l Eimmeti, s. 13.

[8] -Sa’d b. Ubade hiçbir zaman Ebu Bekr’e biat etmedi ve Şam’dayken halife onu öldürmesi için birisini görevlendirdi o da Sa’d’ı öldürdü, bkz: Ensabü’l Eşraf, c. 1, s. 250.

[9]-Tarihu’l Yakubi, c. 2, s. 123-124; Başka bir nakilde şöyle gelmiştir: Ensar’dan birisi şöyle dedi: Ali ve Beni Haşim’den başkaları evde Peygamberin (s.a.a) gusül ve kefenlenmesiyle meşgul olmasalardı hiç kimse hilafete tamah edemezdi, Kitabu’r Ridde, s. 45-46. Vakıdi’nin naklinden anlaşıldığı kadarıyla Abdurrahman b. Avf’ın konuşması Sakife olayından sonradır. Var olan pek çok emareler de Sakife’de Muhacirlerden üç şahsın dışında kimsenin yer almadığını ortaya koymaktadır. Sonraları Beşir b. Sa’d Ensari İmam Ali’nin delillerini işittikten sonra İmam’a şöyle demiştir: İnsanlar bu sözleri daha önce senden işitmiş olsalardı hiç kimse sana muhalefet etmez ve herkes sana biat ederdi. Ancak sen evde oturmuştun ve halk da senin hilafete ihtiyacının olmadığını düşündü! İmam Ali (a.s) şöyle cevap verdi: Ey Beşir’in oğlu! Peygamberin (s.a.a) cenazesini evde bırakıp halkla tartışmaya mı girişseydim? Ebu Bekr’de şöyle dedi: Şimdi bana biat edildi ve senin hilafete meyilli olduğunu bilseydim ardı süre gitmezdim. Sen bana biat edip etmemekte serbestsin. Ben seni mecbur etmiyorum. İmam Ali (a.s) Hz. Fatıma’nın Peygamberin (s.a.a) vefatından yetmiş beş gün sonra vefatı arkasından biat etti. Kitabu’r Ridde, s. 47.

[10] -Tarihu Taberi, c. 3, s. 208; El-Kamil fi’t Tarih, c. 2, s. 325.

[11]-El-İmametü ve’s Siyasetü, c. 1, s. 27; Kitabu’r Ridde, s. 42. Cevheri şöyle diyor: Hicri 63 yılında Harre hadisesi Hubab’ın Ebu Bekr’e şu sözünü teyit etmiştir: Senden korkum yok, aksine senden sonra iş başına gelenlerden korkuyorum, bkz: Şerhu Nehcü’l Belaga, c. 1, s. 313. Sakife’den sonra Ensar’ın pişmanlığı konusunda bkz: El muvafakat, s. 583. Hubab şöyle diyor: Biz savaşlarda bunların babalarını öldürdüğümüz için bizden intikam alacaklardır, bkz: Ensabü’l Eşraf, c. 1, s. 580; El-Faiku fi Garibi’l Hadis, c. 3, s. 166; Mesailü’l İmameti, s. 135. Bu durumda İmam Ali’ye (a.s) nasıl davranacaklardı, zira Bedir savaşında Kureyş kabilesinden yetmişinin yirmi kişisini Ali (a.s) öldürmüştü. Kesinlikle bilinmesi gerekir ki Ensar yaptığından pişman olmuş ve sonraları Cemel ve Sıffin’de ve hatta bu savaşlardan önce Osman’ın katlinde Kureyş’in karşısında yer almış ve Ali’yi (a.s) savunmuştur. Hatta Sakife hadisesinden birkaç gün sonra bu pişmanlık aşikar olmuştur ki Hassan b. Sabit’tin şiirleri bu olayın en bariz tanığıdır. Bkz: Tarihu Yakubi, c. 2, s. 127-128.

[12] -Ensabu’l Eşraf, c. 1, s. 582.

[13] -Şerhu Nehcü’l Belaga, İbn-i Ebi’l Hadid, c. 2, s. 38.

[14] -Ensabu’l Eşraf, c. 1, s. 583; Kitabu’r Ridde, s. 39; Tabakatu’l Kübra, c. 2, s. 269; Kitabu Nesrü’d Durr, c. 2, s. 13.

[15] -El-İzah, s. 87. Ömer İbn-i Abbas’a şöyle dedi: Kavminiz nübüvvet ve hilafetin sizin hanedanınızdan olmasını istemedi, zira bu durumda kibir sizi göklere çıkartacaktı, Nesrü’d Durr, c. 2, s. 28.

[16] -Sakife ve Fedek, s. 43; Şerhu Nehcü’l Belaga, İbn-i Ebi’l Hadid, c. 2, s. 49; Ensabu’l Eşraf, c. 1, s. 590. Ebu Ubeyde Cerrah İmam Ali’nin (a.s) itirazı karşısında onun genç oluşunu söz konusu etti, bkz: Şerhu Nehcü’l Belaga, c. 2, s. 2-5.

[17] -Ayşe’den nakledildiğine göre kendisine şöyle soruldu: Alla Resulü (s.a.a) kendisinden sonra yerine kimi seçti? Ayşe Ebu Bekr’i diye cevap verdi. Tekrar soruldu: Ondan sonra kimi seçti? Ayşe Ömer’i dedi. Ondan sonra kimi seçti? Ayşe Ebu Ubeyde Cerrah dedi, bkz: El-Musannef, İbn-i Ebi Şeybe, c. 7, s. 433. Bu hadisin uydurma olduğunu bizzat hadisin kendisinden anlayabilirsiniz.

[18] -El-Gadir, c. 5, hilafet bahisleri silsilesi s. 333-356. Vakıdi Er-Ridde katabında (s. 35-37) güya Peygamberin (s.a.a) defalarca kendisinden sonra Ebu Bekr’i tayin ettiğine işaret etmiştir!

[19] -Nihayetü’l Ereb fi Fununi’l Edep, c. 19, s. 39.

[20] -Şerhu Nehcü’l Belaga, c. 1, s. 190; El-Akdü’l Ferid, c. 2, s. 274, c. 3, s. 407; Tarihu’l Medineti’l Münevvereti, c. 2, s. 881; Mesailü’l İmameti, s. 63; Muhtasaru Tarihi Dımeşk, c. 12, s. 69.

[21] -Tetavvuru’l Fikri’s Siyasi inde Ehlissünneti, s. 38.

[22] -Tetavvuru’l Fikri’s Siyasi, s. 38, Dipnot 4.

[23] -Muhtasaru Tarihi Dımeşk, c. 5, s. 261.

[24] -Sakife ve Fedek, s. 46.

[25] -El-Musannef, İbn-i Ebi Şeybe, c. 7, s. 432. Haşim b. Urve babasından şöyle naklediyor: Ebu Bekr ve Ömer Peygamberin (s.a.a) defnini görmediler, zira onlardan önce Ensar defnetmişti). Vakıdi şöyle diyor: Bana göre doğru olan şey şu ki Peygamberi (s.a.a) Salı günü defnettiler. Bkz: El-Bedi ve’t Tarih, c. 5, s. 47. Dolayısıyla Ebu Bekr ve yaranlarının Peygamberin (s.a.a) vefat günü Pazartesinden bir sonraki güne kadar tamamen meşgul oldukları ve Peygamberin (s.a.a) cenazesinde yer almadıkları anlaşılmaktadır. Peygamberin (s.a.a) defniyle alakalı gelen nakillere esasınca Peygamberin (s.a.a) defninde yer alan şahıslar arasında bu iki şahsın ismi yoktur.

[26] -El-Bedi ve’t Tarih, c. 4, s. 65-66.

[27] -Tarihi’l Yakubi, c. 2, s. 124.

[28] -Sakife ve Fedek, s. 47.

[29] -Ensabu’l Eşraf, c. 1, s. 587. Bkz: El-İmametü ve’s Siyasetü, c. 1, s. 29.

[30] -Mealimü’l Medreseteyn, c. 2, s. 166; Telhisü’ş Şafi, c. 3, s. 76 ve 156.

[31]-El-Akdü’l Ferid, c. 3, s. 64; Tari Ebi’l Feda, c. 1, s. 156, nakil: Mealimü’l Medreseteyn, c. 2, s. 167; Tehdide işaret eden diğer bir kaynak için bkz: Mealimü’l Medresetey, c. 2, s. 167-168. Ebu Bekr ölümü esnasında birkaç şey kaygısını dile getiriyor: Birincisi şöyle diyor: Hatta Fatıma’nın evindekiler savaş kastıyla kapıyı kapatmış olsaydılar bile onun evinin kapısını zorla açtırmasaydım, bkz: Mealimü’l Medreseteyn, c. 2, s. 165, altmış beşinci dipnot.

[32]-El-Müzekker ve’t Tezkir ve’z Zikr, s. 91; El-Musannef, İbn-i Ebi Şeybe, c. 7, s. 433. Böyle girişimlerin olduğu görüşü Şia arasında vardır.

[33] -Şerhu Nehcü’l Belaga, İbn-i Ebi’l Hadid, c. 20, s. 147.

[34] -Şerhu Nehcü’l Belaga, İbn-i Ebi’l Hadid, c. 1, s. 220; Tarihu Yakubi, c. 2, s. 124-125.

[35] -Tarihu Yakubi, c. 2, s. 126; Şerhu Nehcü’l Belaga, c. 2, s. 5, 28 ve 67; Vakatü Sıffeyn, s. 182; Kitabü’r Ridde, s. 46.

[36] -Emevi ve Abbasi dönemlerinde Fedek konusuyla alakalı bkz: El-Harac ve Sanaatü’l Kitabe, s. 259-260.

[37] -El-Musannef, Abdürrezzak, c. 5, s. 472. Zuheri’nin bu rivayeti Buhari’de c. 6, s. 122’de nakledilmiştir. Ayrıca bakınız: Şerhu Nehcü’l Belaga, İbn-i Ebi’l Hadid, c. 6, s. 49-50, c. 281, 282 ve 283; El-Bidaye ve’n Nihaye, c. 5, s. 285-287.

[38] -El-Musannef, Abdürrezzak, c. 5, s. 472.

[39] -Bu sebepten ötürü İmam Ali’ye (a.s) biat etmek isteyen Ebu Süfyan’ı kovmuştur. Bkz: Nesrü’d Dürer, c. 1, s. 400.

[40] -Nihayetü’l Ereb, c. 19, s. 40.

[41] -Ömer ve Ebu Bekr’in Ali’nin (a.s) kapısına gelince muteber tarih kaynaklarının aksine Ali’nin (a.s) Ebu Bekr’e biat ettiği yalancı nakilleri bırakalım bir kenara, bkz: Nihayetü’l Ereb, c. 19, s. 39-40.

[42] -Telhisu’ş Şafi, c. 3, s. 77.

[43] -Murucu’z Zeheb, c. 2, s. 304; Şerhu Nehcü’l Belaga, İbn-i Ebi’l Hadid, c. 2, s. 50, c. 6, s. 43, c. 16, s. 212 ve 251;El-Bedu ve’t Tarih, c. 5, s. 68-69; Fatımatü’z Zehra (s.a) Ahmet Er-Rahmani (Kum, 1372), s. 360-361.

[44] -Hayatü’s Sahabe, c. 2, s. 24; Kenzü’l Ummal, c. 5, ş 14113; El-Emval, İbn-i Selam, s. 194.

[45] -Nihayetü’l Ereb, c. 19, s. 38. Burada Hazreç kabilesinden bir grubun Sakife’de biat etmediği nakledilmiştir.

[46] -El-Miyaru ve’l Müvazinetü, s. 232 (Dipnotta Balazuri ve İbn-i Abdürrabbih’ten nakil). İlginçtir ki İbn-i Ebi’l Hadid c. 17, s. 223-224) şöyle diyor: Bazıları onun Ebu Bekr tarafından öldürüldüğünü söylemiştir, ne var ki bu konuda tarihi bir veriyle karşılaşmamıştır. Halbuki zikredilen haber ikinci halife hakkında olduğu tarihi iki kaynakta nakledilmiştir.

[47] -Es-Siretü’l Halebiyye, c. 3, s. 389; El-Gadir, c. 5, s. 368; Resül Caferiyan, Tarihi Siyasiyi İslam (Tarihu Hulefa) s. 19.

 http://www.sibtayn.com/tr

Son Düzenlenme +03EMay+03:000PM+03E_PztPM+03E_PztEMayPM14942653400+03

Share this article

K2_AUTHOR

mohsen
Yorum yapın

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuzdan emin olun. HTML kodları kullanılamaz.

Son mesajlar