Çrş10052022

Son güncellemeSal, 29 Ara 2020 6pm

Back Ana Sayfa Ehlibeyt (a.s) Ehlibeyt ve Gadir-i Hum

Ehlibeyt (a.s)

Ehlibeyt ve Gadir-i Hum

  Şia mezhebi iki hadis üzerine temellendirilmiştir; birisi Peygamber Ekrem’in (s.a.a) doksan günden daha az bir sürede dört yerde halka açıkladığı “Sakaleyn”[1] hadisi ve ikincisi ise Gadir hadisidir. İkinci hadisin birinci hadisin tamamlayıcısı olduğu söylenebilir. Peygamber Ekrem’in (s.a.a) Kur’an ve İtret (Ehlibeyt) hakkındaki pek çok tavsiyeleri ve keza Emirü’lMüminin’in (a.s) imamet ve hilafetine tekidi Peygamber Ekrem’in (s.a.a) kendisinden sonra ümmetin karşılaşacağı kargaşadan dolayı kaygılarını ortaya koymaktadır. Gadir hadisine önem vermek Peygamber Ekrem’in (s.a.a) risaletine önem vermektir. Biz bu makalemizde Gadir-i Hum hadisesine Gadir-i Hum’un hakiki arifleri yani Peygamber Ekrem (s.a.a) ve Masum İmamların (a.s) dilinden araştıracağız.

Peygamber Ekrem (s.a.a) ve Gadir-i Hum

  Şeyh Saduk “Emali” kitabında İmam Bakır’ın (a.s) ceddinden şöyle buyurduğunu naklediyor: “Bir gün Allah Resulü (s.a.a) Emirü’lMüminin’e (a.s) şöyle buyurdu: “Ya Ali! Allah Teâlâ“Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et.” (Maide, 67) Ayetini senin velayetin hakkında indirdi. Bana indirileni tebliğ etmezsem amelim batıldır ve Allah Teâlâ’yı senin velayetin olmaksızın mülakat eden kimsenin davranışları batıldır. Ya Ali! Ben Allah’ın sözünden başkasını söylemiyorum.”[2]

İmam Ali (a.s) ve Gadir-i Hum

   Selim b. Kays Hilali Ali’nin (a.s) Ebubekir’e biatına işaret ederek şöyle diyor: “Ali (a.s) halka şöyle buyurdu: “Ey Müslümanlar, Muhacirler ve Ensar! Allah Resulünün (s.a.a) Gadir-i Hum’da ne buyurduğunu işitmediniz mi? Sonra Ali (a.s) Peygamber Ekrem’in (s.a.a) Gadir-i Hum’da neler söylediğini halka hatırlattı. Herkes “evet” dedi.” Bu bağlamda Emirü’lMüminin’in (a.s) istidlallerine işaret edilebilir şöyle ki: Ali (a.s) Ebubekir’e şöyle buyurmuştu: “Gadir-i Hum günü Peygamberin (s.a.a) hadisi esasınca ben mi senin ve Müslümanların mevlasıyım yoksa sen mi? Ebubekir şöyle dedi: Sen.[3]

Hz. Zehra (s.a) ve Gadir-i Hum

   İbn-i Ukde meşhur kitabı El-Velaye’de Muhammed b. Useyd’den şöyle rivayet ediyor: “Fatıma Zehra’ya Peygamber vefat etmeden önce Emirü’lMüminin’in imameti hakkında bir şey buyurdu mu? diye sorduklarında Hz. Zehra (s.a) şöyle cevap verdi: “İlginç! Gadir-i Hum’u unuttunuz mu?”[4] Fatıma binti Rıza Fatıma binti Kazım’dan ve o da Fatıma binti Sadık’tan şöyle naklediyor: Fatıma’nın (s.a) kızı Ümmü Gülsüm Peygamberin (s.a.a) Gadir-i Hum günü şöyle buyurduğunu nakletti: “Ben kimin mevlasıysam Ali’de onun mevlasıdır.”[5]

İmam Hasan Mücteba ve Gadir-i Hum

   İmam Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: İmam Hasan (a.s) Muaviye ile ateşkes anlaşması imzalayacağı zaman şöyle buyurdu: “Müslüman ümmeti Peygamberin babam hakkında şu buyruğunu işitti: “Senin bana olan nispetin Harun’un Musa’ya nispeti gibidir.” Ve keza Peygamberin Gadir-i Hum’da babamı imam olarak tanıttığını da gördüler”.[6]

İmam Hüseyin (a.s) ve Gadir-i Hum

  Süleym b. Kays şöyle yazıyor: “ İmam Hüseyin (a.s) Muaviye’nin ölümünden önce Allah’ın evini ziyaret etti. Sonra Beni Haşim’i toplayarak şöyle buyurdu: “Peygamber Ekrem’in Gadir-i Hum günü Ali’yi (a.s) imamete atadığını biliyor musunuz?” Herkes evet dedi.

İmam Zeynu’l Abidin (a.s) ve Gadir-i Hum

   Tanınmış tarihçi İbn-i İshak şöyle diyor: “Ali b. Hüseyin’e “Ben kimin mevlası isem Ali’de onun mevlasıdır” buyruğunun anlamını sorduğum zaman imam şöyle buyurdu: “Peygamber (s.a.a) insanlara kendisinden sonra gelecek imamı bildirdi.”[7]

  İmam Muhammed Bakır (a.s) ve Gadir-i Hum

   Eban b. Sa’leb şöyle diyor: İmam Bakır’a (a.s) Peygamberin (s.a.a) “Ben kimin mevlası isem Ali’de onun mevlasıdır” buyruğu hakkında sorduğum zaman şöyle buyurdular: “Ey Eba Said! Peygamber buyurdular ki “Halk arasında Emirü’l Müminin benden sonra benim halifem olacaktır.”[8]

İmam Cafer Sadık (a.s) ve Gadir-i Hum

   Zeyd Şaham şöyle diyor: İmam Sadık’ın (a.s) yanındaydım. Mutezili birisi imama sünnet hakkında sordu. İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Âdemoğlunun ihtiyaç duyduğu her şeyin hükmü Sünnetullah’da ve Peygamberin sünnetinde mevcuttur. Sünnet olmasaydı Allah Teâlâ kullarına hiçbir zaman delil getirmezdi.”[9] Metezili şahıs Allah Teâlâ ne ile bize delil gösteriyor diye sorduğu zaman imam şöyle buyurdu: “Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim.”Böylelikle Allah Teala velayeti tamamladı. Sünnet veya fariza tamam olmasaydı Allah bunları delil göstermezdi.”[10]

İmam Musa Kazım (a.s) ve Gadir-i Hum

  Abdurrahman b. Haccac Hz. Musa b. Cafer’e Gadir-i Hum Mescidinde[11] namaz kılmak hakkında sorduğu zaman imam şöyle buyurdu: “Orada namaz kıl. Hakikaten orada namaz kılmanın pek çok fazileti vardır ve babam orada namaz kılınmasını emrederdi.”

İmam Rıza (a.s) ve Gadir-i Hum

   Muhammed b. EbiNasr Bezenti şöyle diyor: “İmam Rıza’nın (a.s) hizmetine yetiştim. Meclis çok kalabalıktı ve insanlar Gadir-i Hum hakkında konuşuyordu. Bazıları bu olayı inkar edince imam şöyle buyurdu: “Babam babasından şöyle rivayet etmiştir: Gadir-i Hum günü zemin ehlinden daha çok sema ehli için meşhurdur.” Sonra imam şöyle devam etti: “Ey EbiNasr! Nerede olursan ol bu günde Emirü’lMüminin’in (a.s) yanında ol. Hakikaten bu günde Allah Teala erkek ve kadın mümin ve Müslümanın altmış yıllık günahını affeder ve Ramazan ayında cehennem ateşinden kurtardığının iki mislini kurtarır…” Ve sonra şöyle buyurdu: “Halk bu günün değerini bilseydi melekler onlarla her gün on defa el sıkışırdı.”[12]

İmam Cevad (a.s) ve Gadir-i Hum

   İbn-i EbiUmeyr Ebu Cafer-i Sani “Ey iman edenler! Akitleri(n gereğini) yerine getiriniz.” Maide,1 ayetinin zeylinde şu rivayete yer veriyor: Peygamber Ekrem (s.a.a) on yerde hilafete işaret etmiş ve sonra “Ey iman edenler! Akitleri(n gereğini) yerine getiriniz.” Ayeti nazil olmuştur.[13] Bu rivayetin açıklanmasında söylenilmesi gerekir ki: Mezkûr ayet Maide suresinin ilk ayetidir. Bu sure Allah Resulünün (s.a.a) kalbine nazil olan en son suredir. Bu surede Gadir-i Hum hadisesini gözeten “İkmal” ve “Tebliğ” ayetleri vardır.

İmam Hadi (a.s) ve Gadir-i Hum

   Şeyh Müfid çok değerli “İrşad” kitabında Emirü’lMüminin’in (a.s) ziyareti hakkında İmam Hasan Askeri’den (a.s) ve onun da babasından şöyle buyurduğunu naklediyor: İmam Cevad (a.s) Gadir-i Hum’da Hz. Ali’yi (a.s) ziyaret etti ve şöyle buyurdu: “Tanıklık ederim ki Allah’ın övgüsü sana mahsustur ve sen O’na itaat etmede muhlissin.”Sonra şöyle devam etti: “Allah Teala şöyle hükmetti:“Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır.” Ve imam devam ediyor: “Allah Resulü (s.a.a) halka dönerek şöyle sordu: Sorumlu olduğum şeyi ulaştırdım mı? Herkes evet dedi. Sonra şöyle buyurdu: “Ey Rabbim! Sen şahit ol! Sonra devam etti: Ben müminlere kendilerinden daha çok yakın değil miyim? Evet dediler. Sonra Ali’nin (a.s) elini kaldırıp şöyle buyurdu: Ben kimin mevlası isem Ali’de onun mevlasıdır.”[14]

İmam Hasan Askeri (a.s) ve Gadir-i Hum

   Hasan b. Zarif İmam Hasan Askeri’ye (a.s) mektup yazarak Peygamberin: “Ben kimin mevlası isem Ali’de onun mevlasıdır” buyruğunun anlamını sordu. İmam şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ ihtilafa düşüldüğü zaman Hizbullah’ın tanınması için bu cümlenin alamet ve nişane olmasını irade etti.” İshak b. İsmail Nişaburi şöyle diyor: “ Hz. Hasan b. Ali (a.s) İbrahim’e şöyle yazdı: Allah Teâla kendi minnet ve rahmetiyle sizler için farzlarını kararlaştırmıştır. Bu iş, O’nun ihtiyacı olması sebebiyle değildir, aksine O’nun rahmetinin size yönelik olması sebebiyledir. O’ndan gayri hiçbir mabut yoktur. Allah kirliyi temizden ayırmak, sizi imtihan etmek, kendi rahmetine yöneltmek ve cennette evlerinizi belirlemek için böyle yapmıştır. Bu sebeple hac, umre, namazın ikamesi, zekât, oruç ve velayeti size bıraktı ve diğer farz kapılarının açılması için bunların ötesinde bir kapıyı da sizin için karar kıldı. Yolun bulunması için bir anahtar kararlaştırdı. Muhammed, onun halefi salihi ve onun oğulları olmasaydı hayvanlar gibi başıboş olurdunuz ve farzların hiçbirisi size farz olmazdı. Kapısı olmaksızın bir mekâna girilebilir mi? Allah Teâlâ Peygamberden (s.a.a) sonra velileri sebebiyle size nimetini tamamladığı zaman şöyle buyurdu: “Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim.”[15]Sonra veli kullarının hakkını sizin boynunuza bırakarak eşleriniz, mallarınız, giyecek ve yiyeceklerinizin helal olması ve gaybet vasıtasıyla itaat edenlerinizin tanınması için onların haklarını eda etmenizi emretti.”[16]

İmam Zaman (a.s) ve Gadir-i Hum

   İmam Sadık’tan nakledilen Nudbe duasında şöyle diyoruz: “Onun (Peygamberin) ömrünün günleri sona erince de, velisi Ali ibn-i Ebu Tâlib’i (a.s) hidayetçi olarak tayin etti. Çünkü o korkutucu idi; her kavmin bir de hidayetçisi vardır. Böylece o, büyük bir halk kitlesinin de önünde olduğu halde buyurdu ki: “Ben kimin mevlâsı isem, Ali’de onun mevlâsıdır. Allah’ım! onunla dost olanla dost ol, ona düşman olana düşman ol! Ona yardım edene, yardım et, ve onu yalnız bırakanı yalnız bırak!”

Kullanılmış kitaplar     

  [1] -Sakaleyn Hadisi Ehlisünnetin çoğu kaynaklarında açıklanmıştır. Biz burada bunların bazılarına işaret edeceğiz: Es-Sünne, Şeybani, s.337 ve 629, hadis 1551; Sahihi Tirmizi, c.5, s.663; Beyhaki, Süneni Kübra, c.10, s.114; HakimNişaburi, El-Müstedrek, c.3, s.110; Ahmed b. Hanbel, Fazailü’s Sahabe, c.1, s.171 ve c.2, s.588; Süneni Ebi Davut, c.2, s.185; İbn-i Sa’d, Tabakatü’l Kübra, c.2, s.194; Sahihi Müslim, c.4, s.1873.

[2] -Şeyh Saduk, Emali, Meclis 74, s.400.

[3] -Hisal, s.505, babı erbain, s.30.

[4] -HürrüAmuli, İspatu’lHidaye, c.2, s.112, hadis 473; Menakibuİbn-i Şehraşub, c.3 s.25-26.

[5] -İspatu’lHidaye, c.2, s.112; İhkaku’l Hak, c.16, s.282.

[6] -Emali, c.2, s.171.

[7] -Meaniyi’lAhbar, s.65; Biharu’lEnvar, c.37, s.223.

[8] -A.g.e. s.66.

[9] -Tefsiru Burhan, c.1, s.446.

[10] -Mecelleyi Mikati Hac, sayı 12.

[11] -Usulü Kafi, c.4, s.566.

[12] -Şeyh Tusi, Tehzibu’lAhkam, c.6, s.24, hadis 52; Menakibuİbn-i Şehraşub, c.3, s.41.

[13] -TefsiruKummi, c.1, s.160.

[14] -Biharu’lEnvar, c.100, s.363.

[15] -A.g.e. c.37, s.223.

[16] -İlelu’şŞerayi, c.1, s.249, bab 182, hadis 66.

http://www.sibtayn.com/tr

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile